10 Kasım 2009 Salı

ESKİ SEVGİM YENİ SEVDAM ATATÜRK

İlkokul da hayatını öğrenerek tanımaya başlamıştım Mustafa Kemal ATATÜRK'ü. Bize anlatılanlar annesi Zübeyde Hanım babası Ali RIZA Efendi vede tarlada nasıl karga kovaladığı daha sonra askeri okula gidişi...Bizi düşmanlardan kurtarandı O dev gibiydi küçücük yüreğimde.
Severdim hatta sevmek zorundaydım minnet duyuyordum çünkü sevmezsem suçluluk hissedeceğime inanıyordum ,kimseyle bu duygumu paylaşamazdım...Bazen fazla abartı olduğunu düşünüyordum hep aynı nakarattı anlatılanlar..Çocukların dilinden çocukca anlatımdı belkide.Sonuç olarak çocukca seviyordum.
İlkokuldan çıkıp ortaokula başlayınca devrimler inkilaplar derinlemesine işleniyor hal böyle olunca düşüncem değişiyordu..İyiki o kurşun göğsünde taşıdığı saate çarpmıştı.Birde karlar üstünde yattığı resim çok etkilerdi beni sanki kuş tüyü yatakta yatarmış gibi öylece kıvrılıp yattığı..
Lise çağlarımızda siyaset hayatımıza girmişti Mustafa Kemal ATATÜRK değildi siyasetimiz sağ yada soldu..Kimse ATATÜRK le ilgilenmiyordu..İlgilenilen kişiler Lenin,Castro ve tekrar Osmanlı padişahlarıydı..Sağda ölse can yanıyordu solda ölse sonuçta ölenler bizim insanımızdı."Atatürk hayatta olsaydı bunlar olurmuydu"diyordum?
Seni bize az anlatmışlar.
Mustafa Kemal ATATÜRK son yıllarda yaşadıklarımızdan sonra seni çok daha yakınen tanıdım sana olan sevgim şimdi sevdaya dönüştü seni çok daha iyi anlıyorum ve görüyorumki şimdiki çocukların ve gençlerin sana olan sevgisi sevda gibi büyüyor.
Bugün seni Ülke olarak saygımızı sevgimizi ifade edebilmek adına 1 dakika andık
İzmir'i görecektin paşam sonsuz sevgiyle sessiz çığlıklar atıyordu.Şahit oldum bir otobüs tıklım tıklım herkes ayakta sana ağladı sevdasına ağladı.
Seni şimdi çok daha anlıyoruz bıraktığın yerden CUMHURİYET hiç ayrılmayacak.
Ruhun şad olsun MUSTAFA KEMAL ATATÜRK..

30 Ekim 2009 Cuma

TÜRK ANALARI

Amaçları sadece CUMHURİYET bayramını kutlamaktı DENİZLİ ATATÜRK DÜŞÜNCE DERNEGİ üyelerinin;bir çoğu Eğitimci Doktor Mühendis olan ülkesine hizmet vermiş vatansever kişilerdi, Cumhuriyetin var olduğunu olacağını kanıtlamak için oradalardı; elbette Vatanseverler olarak erkek kadın ayrımı yapmadan büyük bir özveri ile gelmişler CUMHURİYETÇİ KADINI olarak; Türk kadınına yaraşır şekilde Türk anasına yaraşır şekilde..Bu ülkede yediği tabağa nankörlük etmiş filiz gibi askerlerimi şehit etmiş adını anmak istemediğim kendini bilmez 3-5 çapulcu güllerle karanfillerle dağdan indi diye bayram edasında karşılanırken ne acıdırki CUMHURİYET bayramını kutlamak isteyen bacılarımıza analarımıza kardeşlerimize abilerimize kortej yürüyüş izni verilmediği gibi hiç hak etmedikleri davranışlara maruz kaldılar.Neye dayanarak verildi bu emirler sorarım Vali Bey e neye dayanarak tartaklandı onca insan yaşlı başlı demeden.
Yalvarıyorkadınlardan biri çevik kuvvet olan çocuğa; kalkanıyla üstüne üstüne giderek yere düşürmeye çalışıyor genç polis, ağlıyor iki kadın "yapma oğlum" "yapmayın ne olur" "sizin bacınız yokmu?"
Kime bu güç gösterisi Vali bey kime?Bunu yapanlar kim? Bunlara ne denir? Türk polisi Türk Valisi öyle değilmi?
İki kadın birbirlerine sarılmış ayakta durmaya çalışıyor...Direniyorlar helal olsun onlara.
Canlarını yaktınız Vali bey sürüye sürüye karakola götürdünüz sordular görevlilerinize "neden" ?????? evet neden?????
Canlarını yaktınız, korku yaşattınız ne başarabildiniz? Düşüncelerinimi değiştirebildiniz?
TÜRK KADINI KORKMAZ Vali Bey bu ülke Kadınıyla kazanmıştır bu CUMHURİYETİ bu ülkede Şerife bacılar Fatma nineler hala ölmediler.
CUMHURİYET SÖNMEYEN MEŞALEDİR.

28 Ekim 2009 Çarşamba

Unutamam seni


2005 yılında oğlum vatani görevini yapıyordu, her anne gibi hasretle yolunu gözledim;gecesi gündüzü birbirine karşıyor insanın.Ne yediğinden ne içtiğinden tad alıyor insan.Oğlum bunu severdi diye aklınıza geliyor heran,hemen şimdi olsaydı "oooo anneanne köftemi yaptın ne güzelde yenir ekmek arası ketçap dökülerek" dediği kulağınızdan gitmez."pul biber var dimi"demeside.Evladınız ne severse siz onu seversiniz.Sevmesenizde katlanırsınız.
Oğlum kurtlar vadisi dizisini çok severdi bende onunla beraber izlerdim.Çoğu konular karışık gelirdi ancak net olan bir konu vardı AŞK.Aşka saygı duyarım ve gerçek olan aşklar beni hep etkilemiştir.Çok şükürki oğlum vede gelinim böyle tutkulu aşıklar.Her neyse o sahneleri hep gözyaşı dökerek izlemişimdir.İstanbul taşı toprağı altın şehir sanat tarihi diyarı dünyanın gözbebeği herkesin görmek için can attığı benim ise sevemediğim şehir.Ne varki dizi izlediğim o günden sonra tek hayalim KIZ KULESİ nin karşısındaki banklara oturup sigara içmek oldu.(o sene sigarayı bıraktım)
İşte İstanbul işte Kız kulesi oğlumun nişanlısını alıp asker ziyeretine gittik ailece
.Oğlumla nişanlısı bir bankta ben bir bankta oturuyoruz sigaramıda yakmışımki keyfim beyde yok..Oda ne falcı bir kadın başımda dikiliyor illede fal bakacak hayır diyorum ısrar üstüne ısrar.Olmaz dediysemde bir ekmek parasına deyince peki dedim " 1 lira veririm""tamam" dedi.Parayı avucuma koydu"bir dilek tut"dedi iki eliyle kapattığım elimi tuttu şöyle hafif hafif sallayıp "gözünü aç" dedi gözlerimide kapatmıştımda 30 saniye kadar.Başladı falımda gördüklerini anlatmaya ben gülüseyerek dinliyorum.Bitti ve ayağa kalktı gidecek döndü dediki "sen çok iyi birisin;bir konuya çok üzüleceksin ama üç gün sonra unutacaksın" dedi masum masum bende "hadi bakalım "dedim..Çocuklarla gülüştük bizde oradan ayrıldık tramvaya bindik tutamaklara tutundum birden fark ettimki kolumda künyem yoktu "künyem yok" dedim babama usulca, yere baktım sonra kafamı kaldırdım dedimki "FALCI DOĞRU SÖYLEDİ"...)))) bileğimdeki künyemi nasıl aldı hala anlamadım ve ben KÜNYEMİ unuttum ama bir KIZ KULESİNİ birde kurtlar vadisini UNUTAMAM..))))

14 Ekim 2009 Çarşamba

ŞU ARILARIN YAPTIKLARINA BAKIN..!!



İstanbul da dün gerçekleşen yıkım çalışmalarında her zamanki gibi tatsız olaylar yaşanmış.Ancak ilk kez gözyaşartıcı bomba,taş,sopa vs gibi maddelerin yanında ilk kez kullanılan içi arı dolu olmak kaydıyla üstelik tam oluşmuş petekleriyle arı kovanı atılıyor yüksek evin penceresinden aşağıya ; ortalık arı kaynıyor adeta çıldırmış arılar...haberi yapan muhabirin kulağını arı sokmuş bağırıyor "EVET EVET ŞUAN ARILAR GAZETECİLERE SALDIRIYORLAR" yetmiyor diyorki bir taraftan kulağını tutarak "HEM GAZETECİLERE HEM POLİSLERE SALDIRIYORLAR...!!!!! ....."

26 Ağustos 2009 Çarşamba

RAMAZAN ANILARI





Murat Gogebakan - Ay yuzlum
Ramazan ayının ilk günüydü Almanya da yaşayan teyzem beni aradı;Fatma teyzem canım teyzem annemlerin 4.sıra kardeşidir.Osman dır eniştemin adı çok severim ben eniştemi aşkım aşkım derim, O benim babam gibidir abim gibidir değer verdiğim büyüğümdür saygım sonsuzdur.Emin ve Nil elbette hayatlarına renk vermiştir vede çocukların büyümesiyle birlikte gelin ve damat elbetteki torunlar olmuştur hayatlarında.Karı koca sakin vede huzurlu yaşam sürüyorlar kah fırtınalı kah güneşli yaşamın ardından.

Aradığında dediki;" Niliş "der bana .."Her ramazan geldiğinde ben çocukluğumdaki ramazanı hatırlarım hiç aklımdan çıkmaz dedi...Sana anlatayım benim için yazıya dökermisin" dedi..Canım teyzem nasıl yazmam nasıl anlatmam yazarımda anlatırımda ama senin gibi yaşayamam senin gibi hissedemem sen çocuk Fatma yı biliyorsun hala onu içinde çocuk olarak yaşatıyorsun ben sana aracı olacağım bilmem ne kadar hissederim.


Kuzen Kubilay büyük aile olarak anıları yazıyor çokta mükemmel gidiyor duygu seli içinde okuyorum.Aile büyüklerimiz hala Allah uzun ömürler versin hayattalar.Kuzendirler birbirlerine ve çok severler birbirlerini.

İşte ramazan anıları:

Henüz okula gitmiyordum Ceyhan da Hastaneye yakın bir evde oturuyorduk çeşmeyede çok yakındı evimiz ,suyumuzu oradan taşırdık içme suyunu. Ben ilk kez oruç tutacaktım heyecanlıydım tamam dediler sohura kalktım tıka basa yedim yattım sabah kalktım oruca başlamıştım Emel halam (hala kızı) evliydi ogün bize gelmişti --- hadi Fatma gitte su getir-- dediler tamam deyip kapıya yaklaştığımda Emel halam dediki -- gel bakalım Fatma sırtıma; eğer oruçlu bir çocuğu sırtımda taşırsam üstelik ilkez oruç tutan olursa bu çocuk benim yaşlılığımda hiç ağrılarım olmaz hadi bakalım şimdi sırtıma çık ---dedi ve beni çeşmeye kadar götürüp getirdi.Yıllar sonra anladımki kıyamamıştı bana yani bebeye sevgiyle ikna etmişti beni ve orucumu satın almıştı ödüllendirerek...Bizi evine çağırırdı ben ve kardeşim Hatice elele tutuşur halama giderdik evi yüksekti bizi yukarıdan görünce sevinir hadi gelin gelin diye seslenirdi bizde sevinirdik lokma dökerdi bize!.....Öksüzdük bu ailenin kaderiydi öksüzlük :birimizin babası yoktu kimimizin anası öksüz ve yetim, bir arada kilitlenip bize baktı büyüklerimiz.

Sonra Ayten halam canım halam (hala kızı) Ergun abim ve Erdoğan abim hep birlikte gezerlerdi hiç ayrılmazlardı birbirlerinden çifte kumrularım diye severdi Ayten halam onları her gördüğünde yüzünden süğüm süğüm göz yaşı akardı takiii Erdoğan abim Adana barajında hayatını kaybedene kadar ayrılmamışlardı ölüm ayırıncaya kadar.

Ağladı teyzem ağladı ağladı ben ağladım konuşmalarımızı duymayan annem ağladı "çocukluğumuzu anlatıyor Fatma" dedi.....Devam etti teyzem Ayten ve Emel halam bana ve Haticeye elbise dikerlerdi çokta mükemmel terziydiler.

Sonra Sabiha yengem melek yengem bizi evlatlarından ayırmayan yengem bize kol kanat geren yengem hakkınızı nasıl öderim hayat koşulları bizi bizlerden ayırsada siz hiç unutulmadınız sizi çok seviyorum ve sevgiyle hasretle eelrinizden öpüyor ramazanınızı kutluyorum....son sesi çok kötüydü başka birşey sormadım telefonu kapattık ne onun nede benim konuşacak halimiz yoktu.


17 Temmuz 2009 Cuma

TUTKULAR



Tutkulara bağımlıyız tutkulara



Tutkulardaki aşka



Tutkulardaki doyumsuzluğa



Tutkulara bağımlıyız tutkulara



Tükenen ömürde azda olsa yaşanmış mutluluklara



Terk edilmişliğin ızdırabında acı varken




Tarifsiz beklentiler içindeyken




Tanrının bize sunduğu yaşamda


Tutkulara bağımlıyız tutkulara

16 Haziran 2009 Salı

DÜŞÜNÜYORUM O HALDE VARIM...!!



Aklın (us) kargaşalığı hiç çözülemeyecek;





Genelde insanların boş bakışlarını izlerim,bu yakınımda olabilir ,tanımadığım kimsede.

Yüzlere bakınca milyonlarca insanın hiç birbirine benzemediğini görürsünüz çok dikkatli bakınacada mutlaka birini andırıyodur.Farklı kılan tek şey parmak izi o da Yüce Rabbimin bir sanatı.
Belediye otobüsleri bu izlenim için idealdir!! dedim ve aklım markete gitmemi hükmetti canım çilek istemişti gidip aldım yıkadım vede mis kokulu çileğimi yiyerek yazmaya başladım ...

Kendimle konuşuyorum her zaman olduğu gibi "şimdi sırasımıydı bunu almaya gidiyorsun üstelik havada çok sıcak,yapılacak bir sürü işin var dosyalar hazırlanacak şimdi bu blog yazının ne gereği var "boşveerrr iyi yaptım..bazı istekler kısıtlanmamalı.

Evet belediye otobüslerinde kalmıştım

Düşünen insanları kim merak etmezki ! Aklından ne geçiyor acaba? Benim hakkımda ne düşünüyor? "Şimdi beyninin içine girmek isterdim düşüncelerini okumak için" dediğimiz hiçmi olmamıştır?
Okuyabilsek neler olur neler...bu açılıma girmek istemiyorum.
Düşüncelere dalmasınız dahi karman karışıktır aklınız saliseler içinde neler geçer neler, öyle hızlıdırki bu düşünceler bazen diyebilirsinizki- "bunu benmi düşünüyorum?" Kendinizden kaçarsınız yok yok düşünmemem lazım deyip elinizle şöyle bir tarafa hareketle itersiniz fikrinizi. Oysa aynı anda iş düşünüyorsunuzdur halledilmesi gereken,bir taraftandanda bir müzik vardır derinden derinden aklınızın içinde devam eden melodi ve şarkı sözleri akla kah gelir kah gelmez.Birde ruh halinize bağlıdır akla gelen şarkılar hem kahıredersiniz hem söylersiniz kimse sizi duymadan.Beyin çalışmaya devam ediyor hani boş boş bakarsınız sorarlar "ne düşünüyorsun?"-"hiç hiiiç birşey"diye cevap veririz..Nasıl; hiç birşey? O an çok şey olmasada bir tek düşüncede odaklanmıştır beyin.Açıklayamayız.Anlatmaya kalksak saatleri alır oysa salisede otuz sene geçer gözünüzün önünden.En kestirme cevap geçmişe gittim olur.Birde kavga edersiniz aklınızda kızdığınız biriyle kendimiz sorar kendimiz cevaplarız... olmasını istediğimiz gibi..))

Yaşlıları çok severim bakarım ,izlerim içim burulur onlara bakarken aslında geleceğim benimde öyle olmaya başladı kimbilir belkide şimdiden hazırlanıyorum..Öylece etrafa bakarlar bazılarına laf atarım aslında çok konuşmam hatta hiç konuşmam otobüslerde suskun gitmeyi tercih ederim yeterince okula giden gençler hareket getiriyorlar bulundukları yere.Tek düşünceleri vardır gülüp eğlenmek hayatı T ye almak yabancı gençlik özentisi ile şekillenen davranış içinde paldur küldür binerler vede inerler bazen içimden "oh be " derim! ruh halim iyi değil ise kurtulduğum için söylerim .))) Bunlarda geleceğin doktoru avukatı hemşiresi mimarı yada askeri olacaklar kimbilir belkide bu çocuklardan biri başbakan olacaktır diye salisede aklımdan geçer indikleri an unuturum....
"aahhh gençlik ahh "derim yaşlılara "gençlik nasıldı kimbilir?"dedimmi birçoğu anlatmaya başlar
gençliğini , AHH çeke çeke kendimi onların yerine koyarım gün gelecek bende otobüse 5 dakika da bir ayağımı atacağım 5 dakikada diğer ayağımı tüm otobüs bekleyecek şoför bey sabırsızlanarak "hadi teyzem senimi bekleyeceğiz" desede.

Bazı yaşlılar konuşmaz öyle bir kafayı sallarlarki o harekette hayatın çilesi vardır,yaşanmamışlığı vardır,yılların çabuk geçmişliği zaten anlarsınız vede susmayı tercih edersiniz.

Otobüsün camından dışarıyı seyrediyorum: en çok sevdiğim manav tezgahlarıdır.Sanat eseri gibi
sergi yapar işin ehli satıcılar.Ressamlara hazır natürmort gibi.

İşte şık bir pastane dondurma veriyor çocuklara geçmişe gittim biran.Bizim çocukluğumuzda dondurmacılar el arabasını dondurma tezgahı yapar buzlu kapaklı kazanın içine gaymaklı dordurma koyar "dondurmacı geldiiiiiiii buz gibi dondurmaaaa "diye satarlardı.Annem bizi öğlen uykusuna yatırır uyanınca almaya söz verirdi. 1o kuruşu kaptıkmı yolunu gözlerdik beyaz takkeli hijyensiz dondurmacıyı..)))Yine böyle birgünde dondurmacı geldi ben parayı uzattım bana dondurma vermedi dediki "git annene söyle bu para artık geçmiyor başka para versin" arkadaşlarım dondurmalrını yemeye başladı ben hemen eve gittim anneme söyledim önce kızdı sonra yeni para verdi tedavülde olan.)) hemen koşturdum birde ne göreyim gitmişti yoktu para elimde öylece kalakalmıştım.Bunun içindirki ne zaman dondurmacının önünde bir çocuk görsem mutlaka ona dondurma alırım belkide tedavülden kalkan para vardır cebinde....

Hay ALLAH bu otobüs yaklaşık yirmi dakika yol alıyor ben yirmi düşünce içinde yolun sonuna geliyorum.






DÜŞÜNÜYORUM !DEMEKKİ VARIM.......